Karanlık Geceden Aydınlık Sabaha, Bir Gece

Karanlıktan Aydınlığa, Bir Gece.

Darbe kalkışmasının ilk saatleri…

Meclis çalışmalarımızın ardından, 15 temmuz sabahı Ankara’dan seçim bölgem İstanbul’a bir seyahat gerçekleştirdim.  Gün içerisinde İstanbul’daki görüşmelerimi ve programlarımı gerçekleştirdikten sonra akşam saatlerinde Bakırköy İlçemizde ailemle yemekte iken o an nedenini tahmin edemediğim uçakların sıra dışı alçak uçuşlarını farketmeye başladım ve bir zaman sonra TV’lerde o zamanki adıyla Boğaziçi Köprüsünün askeri araçlar ve tanklar tarafından kapatıldığını gördüm. TBMM İçişleri Komisyonu Başkan Vekili olmam hasebiyle bilgi almak üzere dönemin Emniyet Genel Müdürü Celalettin Lekesiz’i aradım. Sayın Genel Müdürümüz de bir kalkışma ihtimalinin olabileceğini düşündüklerini şahsıma iletti. Bende o saatten sonra bu bilgiyi telefon, mesaj ve farklı araçlarla ulaşabildiğim kadar insana iletmeye çalıştım. Bir süre sonra Bayrampaşa ve diğer ilçelerdeki vatandaşlarımızdan haberler gelmeye başlamıştı. Bir anda meydanda binler on binler toplanmaya başlamış, tekbirler ve İstiklal Marşı aynı anda bir ağızdan okunuyordu.

 Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatı ile silahsız halk silahlı darbeci hainleri bertaraf ediyordu…

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın, 16 Temmuz saat 00:26’da özel bir tv kanalında “Milletin gücünden daha büyük bir güç yoktur.” Diyerek halkı meydanlara ve hava alanlarına davet etmesiyle, aziz milletimiz geçmişte yaşadığı darbeler ve zulümleri hatırlayarak genç, yaşlı, kadın, erkek, demeden vatanını hainlere karşı müdafaa etmek için cansiperane mücadele ediyor, tankların önüne gövdesini koymaya başlamıştı. Bayrampaşa’daki öğretmen kardeşlerimizden ve vatandaşlarımızdan gelen bilgilere göre çevik kuvvetin önünde halk, darbe girişiminde bulunmak isteyen asker görünümlü alçakları derdest edip etkisiz hale getirmişti. Bu haber bende bu kalkışmanın bertaraf edilmesi hususunda büyük bir umut oluşturmuştu. O sıralarda Sayın Cumhurbaşkanımızın havaalanlarına toplanma çağrısına uyarak oğlum ve damadım ile birlikte Atatürk Havalimanına doğru hareket etmeye başlamıştım. Havadan uçakların ve helikopterlerin namlusu, karadan askerlerin ve tankların namlusuna karşı halkımız ile birlikte yaya olarak kilometrelerce yol kat ettik. Bir yandan da mümkün olduğunca insanları havalimanına doğru yönlendirmek için çaba sarf ediyordum. Ne kat ettiğimiz yol ne de geçen zamanın farkında değildik. En sonunda havalimanı VIP salonuna kadar varabildik.

 Ve Sayın Cumhurbaşkanımızın uçağının güvenli bir şekilde inişi için kuledeyiz…

VIP önünde Milletvekillerimiz Mehmet Metiner ve Yaşar Karayel Ağabey, Eski Milletvekili Cahit Can, Gençlik ve Spor Bakan Yardımcımız Abdürrahim Boynukalın, oğlum, damadım ve Bayrampaşa’dan desteğe gelen öğretmen kardeşlerimizle bir araya geldik. O saatten sonra ne yapmamız gerektiğine dair istişaremizde Yaşar Karayel Ağabey, Sayın Cumhurbaşkanımızın uçağının inişini kolaylaştıracak ya da aksine zorlaştıracak en önemli şeyin kuleden alınacak bilgi olduğunu söyleyerek, kulede vaziyet almamızı tavsiye etti ve kuleye doğru yönlendik. Kule güvenliğinin olup olmadığından emin olmalıydık. Kuleye vardığımızda kapıların ve camların kırıldığını ve büyük bir arbede yaşandığını, hain saldırıyı düzenleyen asker kılığına bürünmüş vatan hainlerinin kulede olduğunu öğrendik. Kulenin en son katına çıkmak üzere asansörlere yöneldik. Fakat hainler yukarıya ulaşımı engellemek asansörleri de parçalamışlardı. Hep birlikte merdivenleri çıkmaya başladık. Çok sıcak bir geceydi ve hızlı bir şekilde yüzlerce merdiveni hızlıca çıkmaya çalışıyorduk. Ne ile karşılaşacağımızı bilmiyorduk ve bu yüzden kaygılıydık. Kulenin en üst katının giriş kısmında durduk. Kapıda bizden kısa süre önce gelmiş olan özel harekat polisleri duruyordu. Kendimizi tanıtarak yukarıda olup bitenleri görmek istediğimizi söyledik ve en son kata çıktık. Kahraman özel harekat polislerimizin asker görünümlü hainleri ellerini bağlayarak kontrol altına aldıklarını gördük. Artık kulenin güvende olduğundan emindik. Saat 03:15’te kule hainlerden temizlenmişti.

Sayın Cumhurbaşkanımızı Havalimanında karşılıyoruz…

Kule önünde karşılaştığımız Mülki İdari Amiri Mehmet Ali Ulutaş’ın aldığı son bilgiye göre Sayın Cumhurbaşkanımızın uçağı alana inecekti. Bu haberle kuleden inerek Devlet Konukevine doğru yürümeye başladık ve yolda yürürken Sayın Cumhurbaşkanımızın geleceğini etrafta bulunan halka söyleyerek Devlet Konuk evine doğru gittik. O esnada gökyüzünde F16’lar alçak uçuş yaparak, daha sonradan öğrendiğimiz ses hızını aşıp, sonik patlamalar yaparak halka korku vermeye halkı yıldırmaya çalışıyorlardı. Fakat kahraman halkımız bunların hiç birine aldırış etmeden Cumhurbaşkanımıza destek vermek için Cumhurbaşkanımızın geleceğe yere doğru yürümeye devam ettiler.  Biz de yolumuza devam ettik. Devlet Konukevine geldiğimizde kapılar camlar kırılmış, insanlar yaralanmış yerde yatıyorlardı. Yerde yatan vatandaşlarımızın yanına giderek onları teselli etmeye ve onlara yardımcı olmaya çalıştık. Güvenlik önlemi yok denilecek kadar azdı. Büyük bir kaos ve panik söz konusuydu. Kısa süre sonra F16’ların ve helikopterlerin tacizine rağmen Sayın Cumhurbaşkanımızın uçağı indi ve kendisini Devlet Konukevinde karşıladık. Kendisini sağ salim karşımızda görmek bizleri hem mutlu etti hem de daha fazla cesaretlendirdi. Kendisi çelik yelek giyme tavsiyelerini bile reddederek milletinin hainlere karşı mücadelesinde onlarla birlikte olduğunu tekrar göstermişti.

 Sayın Cumhurbaşkanımız Havalimanında önce TV’lere sonra, halka hitap etti…

Sayın Cumhurbaşkanımız Devlet Konukevinde kameralar karşısına geçerek kalkışmanın bir grup azınlık hain tarafından gerçekleştirildiğini ve bir an önce bertaraf edileceğini söyleyerek milletimizin yüreğine tekrar su serpmişti. Saat 04’00’e gelirken ve kalkışma tehdidi devam ederken, Sayın Cumhurbaşkanımız havalimanını dolduran kalabalıkla buluşmak ve onlara hitap etmek istediğini söyleyerek, darbeci hainlerin karşısındaki dik duruşunu ve milletinin sonuna kadar yanında olduğunu bir kez daha göstermiş oldu. Saat 04:07’de halkının karşısına çıkan Sayın Cumhurbaşkanımız “Milletin üzerinde hiçbir güç yoktur. Bu bir ayaklanma, ihanet, vatana ihanet hareketidir. Bunun bedelini çok ağır ödeyecekler.” diyerek aziz milletimize cesaret, hainlere bir kez daha korku salmıştı. Bu konuşmanın ardından sabaha karşı Devlet Konukevinde iken bir helikopterin ve içindeki silahlı askerler ile birlikte üstümüze namlularını doğrulttuklarını gördük. Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla bu tehlike de güvenlik güçlerimiz tarafından bertaraf edildi.

Bu anı aslında benim için sadece bir kalkışmanın nasıl savuşturulduğuna dair bir anekdot olarak hafızalarda kalacak bir paylaşım değildir. Bu anı aslında ismi tarihe altın harflerle yazılacak liderimiz; Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın korkusuzca ve  kahramanca gösterdiği cesaretin, Başbakanımız Sayın Binali Yıldırım’ın gösterdiği dik duruşun ve hangi siyasi görüşten olursa olsun aziz milletimizin destansı mücadelesinin örnek bir tasviridir. Semalardaki sala sesleri altında vatan, bayrak, millet ve devlet uğruna gözünü kırpmadan tanklara, tüfeklere, mermilere göğsünü siper eden bu millet geçmişte olduğu gibi bugün de demokrasi ve bağımsızlık uğruna neler yapabileceğinin mesajını dosta düşmana vermiştir.

Bu vesile ile, gerek 15 Temmuz’da alçak FETÖ terör örgütü ile gerekse diğer terör örgütleri mücadelede şehadete eren güvenlik güçlerimize ve vatandaşlarımıza Rabbim’den rahmet diler, gazilerimizi minnetle anarım. İstiklal şairi Mehmet Akif Ersoy’un da dediği gibi; “Rabbim bu aziz millete bir daha istiklal marşı yazdırmasın.”

                                                                                                                      Hüseyin BÜRGE

                                                                                                            AK Parti İstanbul Milletvekili

Yorum yapın