Balkanlar ve Türkiye

Balkanlar, bulunduğu coğrafi konumu itibariyle siyasi ve ekonomik olarak dünya medeniyet tarihinin geçiş koridorunda bulunmaktadır. Bu ve başkaca özellikleriyle dünyanın gözünün üstünde olduğu bir bölgedir.

Türkiye için ise Balkanlara çok daha derin bir bağ ile bağlıdır. Bu bağ tarihi, kültürel ve insani bağlardır. Her şeyden önce bizim Balkanlar ile 500 yılı aşkın ortak bir tarihi geçmişimiz vardır. Geçmişte olduğu gibi bugün de Balkanlar Türkiye için batıya açılan kapımızdır, yalnızca bu özelliği bile Balkanların Türkiye için önemini anlatmaya yeter.

Tarihi süreçte çok acılar çeken Balkan coğrafyası, her zaman çoklu etnik yapısı ile kültürel bir zenginlik merkezi olagelmiştir.

Başta Balkan Savaşları olmak üzere, Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarında, Yugoslavya’nın dağılma sürecinde sürekli çatışma halinde olmuş yorgun bir coğrafyadır. Sürekli parçalanarak bugüne kadar gelen bu coğrafya son olarak, 2006 yılında Karadağ ve 2008 yılında Kosova’nın bağımsızlığı ile son halini almıştır.

Türkiye olarak bizim Balkanlara bakışımızda, ulusal çıkarların ötesinde duygusal yönler de yer almaktadır. Bir bölge ülkesi sıfatıyla Türkiye, Balkan ülkeleri ile ikili ilişkilerine büyük önem atfetmekte ve bölge ülkelerinin tümüyle iyi ilişkiler sürdürmektedir. İkili ilişkilerimiz bağımsızlık, egemenlik ve toprak bütünlüğüne saygı ve içişlerine karışmama prensipleri üzerine kurulmuş, tarihi bağlarımız ve iyi komşuluk ilkesi ışığında daha da gelişmiştir.

Türkiye ve Balkan ülkeleri halkları arasında tarihsel ve güçlü bağlar bulunmaktadır. Balkan ülkelerinde azınlık, soydaş ve akraba topluluklar, diğer yandan ise ülkemizde Balkan kökenli vatandaşlarımız yaşamaktadır. Bu nedenle, Balkanlar’da ortaya çıkan bunalımlar Türkiye’yi yakından etkileyebilmektedir. Balkanlar’da barış ve istikrarın korunması Türkiye için bu açıdan da hayati önem taşımaktadır.

Biz kadim bir medeniyetin varisleri olarak etrafımızda olup bitene sessiz kalamayız. Akrabalık bağlarımızı ve kardeşlik hukukumuzu bir tarafa atamayız. Tarihi ve kültürel bağlarımızı yeni yeni ilişkilerle güçlendirmeli ve bölgedeki dost ülke ve topluluklarla ilişkilerimizi geliştirmeliyiz.

Örneğin, Bayrampaşa Belediyesi Başkanlığı dönemimizde 2005 yılında başlattığımız Bereket Konvoyu, 10 yıldır Ramazan aylarında tüm Balkan coğrafyasında farklı ülke ve şehirlerdeki kardeşlerimizle bir araya geliyor ve kardeşlik sofrası oluşturuyoruz. Bugüne kadar 10 ülkede 100 den fazla balkan şehrinde, oradaki kardeşlerimizle buluşup buradaki yakınlarının, akrabalarının selamlarını ilettik. Onlara, yalnız olmadıklarını hissettirmeye çalıştık.

Bizim Balkanlarla bu denli ilgilenmemiz yalnızca derin akrabalık bağlarından değil, aynı zamanda değişen ve gelişen Yeni Türkiye’nin kapsayıcı, barışçıl ve istikrarlı politikaları etkili olmaktadır. Yeni Türkiye bölgede kendiyle birlikte etrafını da geliştiren ve güçlendiren bir anlayışa sahiptir.

Buna paralel olarak, Türkiye bölgenin geleceğine en fazla katkıyı Balkan ülkelerinin sağlayabileceği inancında olup bu anlayışla Balkanlar’daki özgün işbirliği mekanizmalarının geliştirilmesi üzerinde de hassasiyetle durmaktadır.

Hülasa biz bu coğrafyada Balkanlar ile bir bütün olduğumuzu, kardeş olduğumuzu söylüyoruz. Kurulan köprülerin daha da sağlam bir yapıya dönüşmesini ve bu kardeşliğin, bu birlikteliğin ilelebet devam etmesini temenni ediyoruz.

Etiketler:, ,

Related Posts

Yorum yapın