24.11.2016 tarihli CHP Grup Önerisi üzerinde Milli Eğitim hakkındaki konuşma.

Sayın Başkanım, saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım; aziz milletimizi, öncelikle, saygıyla sevgiyle selamlıyorum.
Bir öğretmen olarak 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla bütün öğretmen arkadaşlarımızın Öğretmenler Günü’nü tebrik ediyorum, kutluyorum. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bize yön veren, bize şekil veren, bize kişilik kazandıran, hayat boyu çalışabileceğimiz bütün sistematikleri bize vermiş olan ve Rahmetirahman’a yürümüş olan bütün öğretmenlerimizi rahmetle anmak istiyorum, Allah rahmet etsin. Dolayısıyla, öğretmenlerimizden bahsediyorken, eğitim sorunlarımızdan bahsediyorken bu sabah uyandığımızda Adana Valiliğimizin önünde yine hainlerin bir bomba patlatması dolayısıyla şehitlerimiz var, onlara Allah’tan rahmet diliyorum; yaralılarımız var, onlara acil şifalar diliyorum. Teröre payanda olanlara, teröre sırtını dayayanlara, yerli ve yabancı bütün Avrupa’da olanlara da lanet olsun diyorum.
Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, Cumhuriyet Halk Partisinin eğitim ve eğitimin sorunları, öğretmenlerin sorunları hakkında verdiği önerge dolayısıyla AK PARTİ Grubum olarak bana böyle bir hak tanındığı için grubuma teşekkür ediyorum. Dünden bugüne eğitimin sorunları noktasında ben de bir öğretmen kimliği ve kişiliği olan bir arkadaşınız olarak bazı hususlara değinmek istiyorum.
Tüm dünyada geçmişten bugüne var olan mesleklerin içerisinde en kutsal ve insanlığın gelişimi için hayati önem taşıyan meslek hiç şüphesiz öğretmenlik mesleğidir. Bir milletin varlığını devam ettirebilmesi, ayakta durabilmesi, güçlü ve müreffeh bir şekilde geleceğini garanti altına alabilmesi eğitime ve eğitim sisteminin en önemli unsuru olan öğretmenlere verilecek olan önemle mümkün olacaktır.
Saygıdeğer milletvekilleri, toplumun güçlü olması bireyin güçlü olmasıyla orantılıdır. Bireyin güçlü olması ise onun bireysel yeteneklerini kullanabilen, bağımsız karar verebilen, kişiliğini bulmuş, başkalarına bağımlı olmadan yaşayabilen bir kişi olarak yetiştirilmesi önem arz etmektedir. Bu bilinçle hareket eden AK PARTİ iktidarı maddi ve manevi bütün imkânları daha iyi bir eğitim sistemiyle daha nitelikli bir öğretmen yetiştirme çabası içinde kullanmaktan kaçınmadığını hepimiz biliyoruz. Her yıl bütçede en büyük payın Millî Eğitime ayrılmış olduğunu, daha iyi eğitim ortamı için sürekli derslik yapmış ve cumhuriyet tarihinin en büyük öğretmen ataması noktasında -tırnak içinde söylüyorum- ciddi manada öğretmen ataması yapmış bir iktidarın mensubu olarak söylüyorum.
Öğretmenlik yıllarımda İstanbul’da, Konya’da, değişik yerlerde öğretmenlik yaptığım zamanda da eğitim öğretimin sorunları vardı, bugün de var, gelecek günlerde de olacaktır. Önemli olan, AK PARTİ iktidarında nelerin yapıldığını, ne kadar önemli hareketlerin eğitim ve öğretimi bir dinamizm hâle getirdiğinin altını çizmek istiyorum.
Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, öğretmenlik yaptığımız yıllarda elbette ki çok ciddi sorunlarımız vardı ama belediye başkanı olduğum dönemde de İstanbul’da öğretmen arkadaşlarımızın çilelerine şahitliğim var ama geçen günlerde öğretmen arkadaşlarımıza, eğitim ve öğretime yapılan yatırımlarla ne hâle geldiğimiz, ne kadar önemli mesafeler katettiğimizi görmezlikten de gelemeyiz.
Bazı istatistikler vermek istedim: 2003 yılından bugüne kadar 47.089 hayırsever kardeşimizin, hamiyetperver insanlarımızın yapmasıyla birlikte toplamda 269.596 yeni dersliğin ilave edildiği, hem mekânların hem öğretmen arkadaşlarımızın hem öğrencilerimize tanınan imkânlar dolayısıyla eğitim ve öğretime sağlanan imkânların AK PARTİ iktidarında ne denli önemli olduğudur. Bizler öğretmen arkadaşlarımız, öğretmen kardeşlerimiz olarak söylüyorum: Biz aklını, namusunu, şerefini, haysiyetini satmayan ve de onu kiraya vermeyen gençleri yetiştirmenin özelliği içerisinde olduk. Dikelmeden dik durmanın özelliklerini gençlerimize vermenin mutluluğunu yaşadık. Onun için bu FETÖ grubunun yetiştirdiklerinin vatan, bayrak, toprak meselesinde, ezan meselesinde bize yaşatmak istediklerine 15 Temmuzda hem ülkemizin insanı hem de dünyamızın insanı buna şahitlik etmiştir. Onun için, öğretmen arkadaşlarımızın daha çok vatan, daha çok toprak, daha çok ezan ve daha çok bayrağa vurgu yapmasının sebepleri ortadadır.
Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, 4+4+4’e “dayatma” diyenlere söylemek istediğim: 28 Şubat sürecinden sonra kesintisiz sekiz yıla niye dayatma demediler? Hâlbuki bir öğretmen olarak söylüyorum, 4+4+4’te ilk 4’te hem öğrencimizin, evladımızın, yavrumuzun hem öğretmen arkadaşımızın hem velisi tarafından o çocuğumuzun kapasitesine, yapmak istediklerine değer atfedebilmek adına 4+4+4’ün ne kadar kıymetli olduğunu ifade etmek istiyorum.
Dindar nesilden, imam-hatip liselerinden rahatsızlıklar dile getiriliyor. Allah’ını tanıyan, kitabını tanıyan, peygamberini bilen, anasına babasına “öf” dememeyi kendisine vecibe addetmiş olan evlatlarımızın, bu vatan toprakları üzerindeki vatanımıza, toprağımıza, ecdadımıza layık evlat yetiştirilmesinden, layık çocuklarımızın yetiştirilmesinden neden rahatsızlık duyalım ki?
Bazı liselerle ilgili de atıflarda bulunan arkadaşlarımız var. Kız liselerimizle alakalı söylüyorlar. Ben 1923’ten öte bakıyorum. Cumhuriyet Dönemi’nde de kız liselerimiz var. Ama 28 Şubat sürecinden sonra yani 1999’dan sonra bunların karma hâline getirildiğini de biliyoruz.
Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarımız, bu dediğimiz formatlar içerisinde söylüyorum ki, biz, çocuklarımızla, bizim çocuklarımıza tanıdığımız derslikler ve öğretmen arkadaşlarımızla alakalı tanıdığımız imkânlar doğrultusunda çocuklarımızın daha iyi yetişmesine imkân sağlamak durumundayız.
Arkadaşlarımızın ifadesine katılıyorum, öğretmen arkadaşlarımızın sorunları var. Benim zamanımda da vardı, bugün de var, yarın da olacaktır. İnsanın olduğu yerde sorunlar elbette ki olacaktır. Ama on dört yıllık iktidar dönemimizde ne kadar önemli mesafeler katettiğimizi de hatırlatmak istiyorum.
Öğretmen arkadaşlarımızın hem maaşlarında hem ders ücretlerinde artışlar hiç de hafife alınacak artışlar değildir. Öğretmen arkadaşlarımızın ev problemleri noktasında, araç kullanmaları, araç sahibi olabilmeleri noktasında önemli işler olduğunu düşünüyorum. Arkadaşlarımız, bu noktada imkânlarını en iyi değerlendiriyorlar. Elbette ki imkânsızlıklarımız var ama geldiğimiz noktada, on dört yıllık iktidarda… Biz bunun öncesinde de öğretmenliği biliyoruz. Az önce ifade etmeye çalıştım, belediye başkanlığı dönemimde de İstanbul’daki okulların, İstanbul’daki dersliklerin, İstanbul’daki öğretmen arkadaşlarımızın Türkiye genellemesi içerisindeki imkânsızlıklar içerisinde nasıl fedakârane eğitim öğretim faaliyetlerine katıldıklarını biliyorum ama şunu da ifade etmek istiyorum ki gelinen noktada, AK PARTİ iktidarında, Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanımızın hem belediye başkanlığında okullara, öğretmenlerimize, hem Başbakanlık döneminde hem de Cumhurbaşkanlığı döneminde verdiği kıymeti iyi biliyorum. Bunun farkında öğretmen arkadaşlarımız.
Beni dinleyen bütün öğretmen arkadaşlarımıza söylüyorum, verilenler noktasında hiç de nankörlük etmiyorlar. Her fırsatta fedakârlıklarını, cefakârlıklarını ortaya koyan bütün öğretmen arkadaşlarıma ben de bu Meclis çatısı altından saygılarımı, sevgilerimi gönderiyorum. Allah onlardan razı olsun, çocuklarımıza şekil veriyorlar, kıymet veriyorlar. Bu 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla kendilerine ve bütün ailelerine, eğitim öğretimde tanıdıkları o cefakârlıklardan dolayı bütün veliler noktasında da öğretmen arkadaşlarımıza müteşekkir olduğumuzu bir kere daha dile getiriyorum. Öğretmen Günü’müz bütün öğretmenlerimize hayırlı olsun, kutlu olsun.

Yorum yapın